Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Mekke’de ortak savunma anlaşmasını imzaladı. Anlaşma dünya basınında geniş yankı yarattı. Ayrıca üç ülke ortak caydırıcılığı artırmak istiyor. Taraflar olası bir saldırıda ortak tepki vermeyi hedefliyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan anlaşmanın kapsamını anlattı. Fidan bu yapıyı NATO’nun 5. maddesiyle kıyasladı. Ancak anlaşma İran’ı hedef almıyor. Fidan başka ülkelere karşı da tehdit amacı taşımadığını söyledi.
Türkiye masaya güçlü savunma sanayisini getiriyor. NATO üyeliği de Ankara’ya avantaj sağlıyor. Pakistan büyük ordusuyla dikkat çekiyor. Nükleer kapasite de Pakistan’ın askeri gücünü artırıyor. Suudi Arabistan ise ekonomik gücüyle ortaklığa katkı sunuyor. Ayrıca Riyad enerji kaynaklarını ve yatırım gücünü kullanıyor.
Uzmanlar üç ülkenin farklı güçleri aynı yapıda topladığını düşünüyor. Atlantic Council uzmanı Rich Outzen da bu noktaya dikkat çekti. Outzen Türkiye açısından ticari fırsatlar görüyor. Örneğin Türk savunma şirketleri Suudi Arabistan’da yeni projeler alabilir. Türkiye ile Pakistan da ortak üretimi büyütebilir.
Bununla birlikte üçlü iş birliği yalnızca askeri alanı kapsamıyor. Taraflar ticaret ve enerji bağlarını da güçlendirmek istiyor. Böylece yatırımlar Ankara’nın bölgedeki ekonomik etkisini artırabilir. Türkiye de Orta Doğu’da güçlü bir rol üstlenebilir.
Pakistan ve Suudi Arabistan savunma alanında yakın çalışıyor. Pakistan, 2026 baharında Suudi Arabistan’a askeri destek gönderdi. Yeni anlaşma şimdi Türkiye’yi de bu ortaklığa katıyor. Böylece üç ülke geniş bir güvenlik ağı kuruyor.
Ayrıca üç ülke füze ve İHA tehditlerine karşı ortak adımlar atmak istiyor. Enerji güvenliği de gündemde önemli yer tutuyor. Hakan Fidan gelecekte başka ülkelerin ortaklığa girebileceğini söyledi. Mısır da olası adaylardan biri.
Taraflar ortak bir komite kurmak istiyor. Bakanlar güvenlik konularını bu komitede görüşecek. Ayrıca üç ülke Suudi Arabistan’da genel sekreterlik kurmayı amaçlıyor. Böylece taraflar kriz dönemlerinde hızlı iletişim kurabilir.
Sonuç olarak Mekke Anlaşması Türkiye’ye askeri avantajların yanında ekonomik fırsatlar da sunabilir. Ankara savunma ihracatını artırabilir. Ayrıca Türkiye yeni yatırım ve enerji fırsatları yakalayabilir. Bu nedenle anlaşma Ankara’nın bölgesel etkisini daha da güçlendirebilir.
