İstanbul Adalet Sarayı’nda görülen Ayşe Barım davasında karar duruşması bugün yapıldı. Uzun süredir kamuoyundan uzak kalan Barım, aylar sonra ilk kez adliyede görüntülendi. Savcılık, Barım hakkında ağır suçlamalar yöneltti ve yüksek ceza talep etti. Dava, hem medya dünyasında hem de siyaset çevrelerinde yakından izleniyor.
Barım, Gezi Parkı olayları sırasında sanatçıları protestolara yönlendirdiği ve sürecin organizasyonuna katkı sağladığı iddiasıyla yargılanıyor. Savcılık, Barım’ın Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs ettiği iddiasını gündeme taşıdı. Bu nedenle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Ayrıca dosyada 30 yıla kadar hapis istemi de yer aldı.
Savcılık mütalaasında, Gezi davasının firari sanıklarından Mehmet Ali Alabora ile Barım arasındaki tape kayıtlarına dikkat çekildi. Bu kayıtlarda bir bildirinin yayımlanması konusunda görüşmeler yapıldığı öne sürüldü. Savcılık, Barım’ın süreçte danışılan ve onayı alınan bir isim olduğunu iddia etti. Ayrıca sanatçıları eylemlere davet ettiği ve protestoların yayılmasına katkı sunduğu ileri sürüldü.
Ayşe Barım, Türkiye medya ve eğlence sektöründe uzun yıllardır etkili bir isim olarak biliniyor. İstanbul’da doğan Barım, Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Daha sonra Londra’da iletişim alanında eğitim aldı ve profesyonel deneyim kazandı. Türkiye’ye döndükten sonra medya sektöründe yöneticilik görevleri üstlendi.
1990’lı yıllarda Kanal D, ATV ve Hürriyet gibi kurumlarda görev aldı. Ardından büyük reklam ve medya şirketlerinde üst düzey pozisyonlarda çalıştı. 2002 yılında kendi menajerlik ajansını kurarak sektörde güçlü bir oyuncu haline geldi. Bu ajans, birçok tanınmış oyuncu ve sanatçıya menajerlik hizmeti verdi.
Barım’ın çalıştığı isimler arasında Türkiye’nin en tanınmış oyuncuları yer aldı. Serenay Sarıkaya, Hazal Kaya, Hande Erçel, Bergüzar Korel ve Halit Ergenç gibi isimler bunlardan bazılarıdır. Bu geniş portföy, Barım’ın sektördeki etkisini ve gücünü artırdı. Bu nedenle dava, yalnızca hukuki değil, sektörel bir önem de taşıyor.
Uzmanlar, davanın medya ve sanat dünyası üzerinde önemli etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Bazı hukukçular, Gezi Parkı sürecine ilişkin yargılamaların siyasi ve toplumsal tartışmaları yeniden gündeme getirdiğini söylüyor. Diğer yandan, ifade özgürlüğü ve sanatçıların toplumsal olaylara katılımı konusu yeniden tartışılıyor.
Siyasi analistler, davanın Türkiye’de sivil toplum, medya ve sanat ilişkileri açısından kritik bir örnek teşkil ettiğini ifade ediyor. Ayrıca bu sürecin, sanatçıların kamusal alandaki rolü konusunda yeni sınırlar belirleyebileceğini savunuyorlar.
Duruşmada mahkemenin vereceği karar, benzer davalar için emsal oluşturabilir. Bu nedenle kamuoyu ve sektör temsilcileri süreci yakından takip ediyor. Karar sonrası temyiz süreçlerinin başlaması da olası görünüyor.
Önümüzdeki dönemde dava sonuçlarının hem hukuk alanında hem de kültür ve medya sektöründe geniş yankı uyandırması bekleniyor. Kamuoyu, mahkemenin gerekçeli kararını ve tarafların atacağı sonraki adımları merakla bekliyor.
