Mahkeme kararıyla CHP liderliğine dönen Kemal Kılıçdaroğlu, çözüm sürecine destek verdiğini açıkladı. Kılıçdaroğlu, başarı için Meclis merkezli, şeffaf ve hukuka dayalı bir yol önerdi. Ayrıca süreci silah bırakma başlığıyla sınırlı tutmamak gerektiğini söyledi. Ona göre Türkiye, güvenlik, demokrasi, bölgesel barış ve egemenlik konularını birlikte ele almalı.
Kılıçdaroğlu, CHP’nin 2013’te de çözümün adresi olarak TBMM’yi gösterdiğini hatırlattı. O dönemde hükümete kapalı görüşmeler yerine Meclis denetimini önerdiklerini belirtti. “Nihayet 13 yıl sonra bizim önerimize gelindi” diyen Kılıçdaroğlu, bütün aşamalarda milletvekillerinin ve toplumun bilgi sahibi olmasını istedi.
Kılıçdaroğlu, başarılı bir süreç için dört temel başlık sıraladı. İlk olarak bağımsız kurumların silah bırakma sürecini doğrulamasını ve örgütün yapısını sona erdirmesini istedi. İkinci olarak devletin bütün yurttaşları kapsayan demokratik ve hukuki reformlar yapmasını önerdi. Üçüncü başlıkta Irak ve Suriye’deki bağlantılı silahlı yapıların geleceğini kapsayan bölgesel güvenlik planını öne çıkardı. Son olarak dış güçlerin vekil yapılar üzerinden müdahalesini sınırlayacak bir egemenlik stratejisi çağrısı yaptı.
CHP lideri, terörün sona ermesini Türkiye için tarihî bir fırsat olarak nitelendirdi. Ancak silahların susmasının tek başına kalıcı barış yaratmayacağını savundu. Kılıçdaroğlu; hukuk devleti, eşit yurttaşlık, üniter yapı, üretim odaklı kalkınma ve bağımsız dış politika ilkelerine dikkat çekti.
Ayrıca Kılıçdaroğlu, güvenlik ile özgürlüğü birbirine rakip görmediklerini söyledi. CHP’nin yaklaşımını “Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırma süreci” sözleriyle tanımladı. Ona göre Türkiye, farklı toplumsal kimlikleri ortak hukuk güvencesi altında buluşturmalı.
Sonuç olarak Kılıçdaroğlu, çerçeve yasanın açık hukuk kurallarına dayanmasını istedi. Ayrıca üniter devlet yapısını kırmızı çizgi olarak gösterdi. CHP lideri, sürecin bütün aşamalarında TBMM’nin merkezde kalması gerektiğini vurguladı.
Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin bu sorunu çözmeden güçlü bir bölgesel aktör olamayacağını da savundu. Bu nedenle iç barış ile dış politika arasında doğrudan bağ kurdu. Ayrıca Kürt yurttaşlarla ve komşu ülkelerdeki Kürt toplumlarıyla güçlü ilişkiler geliştirmeyi önerdi. Sürecin siyasi çıkar hesaplarından uzak durması gerektiğini belirtti. CHP’nin tarihsel birikimiyle bu dönüşüme katkı sunacağını söyledi. Kamuoyunun düzenli bilgi almasını da talep etti.
